Okul Satışlarında Öğrenci Mevcudu
Türkiye'nin çeşitli illerindeki özel okullar, öğrenci sayıları ve kapasiteleriyle birlikte emlak ilanlarında milyonlarca liralık fiyatlarla alıcı bekliyor. Eğitimciler, eğitimin ticari bir meta haline gelmesinden endişeli.


Eğitim sektöründe yaşanan yapısal dönüşüm, özel öğretim kurumlarının mevcut öğrencileriyle birlikte ticari gayrimenkul olarak el değiştirmesine yol açıyor. İstanbul, Ankara, Batman ve Tekirdağ gibi birçok ilde faaliyet gösteren okullar; fiziki altyapıları, teknik donanımları ve aktif öğrenci sayıları ön plana çıkarılarak satış veya devir ilanlarında yer alıyor. Kurumların ticari bir yatırım aracı olarak sunulması, eğitimin kamusal niteliği açısından tartışma konusu oluyor.
BirGün'de yayınlanan habere göre, ilanlarda öne çıkan detaylar arasında öğrenci mevcudu ve kurumsal geçmiş gibi unsurlar, potansiyel alıcılara 'yatırım fırsatı' olarak sunuluyor. İstanbul Kadıköy'de bulunan ve lokasyonu gizli tutulan bir kolejin ana sınıfından liseye kadar ruhsatlı olduğu, 150 milyon TL fiyatla satışa çıkarıldığı belirtiliyor. Avcılar'daki bir eğitim merkezi ise 270 kayıtlı öğrencisiyle 14 milyon 500 bin TL'ye devren kiralık olarak ilan edilirken, Başakşehir'de iki katlı bir okul binası 255 milyon TL değer biçilerek satılıyor. Ümraniye'deki bir kurum ise 210 aktif öğrencisi ve MEB teşekkür belgeleriyle 'hazır işletme' olarak tanımlanıyor.
Örnekler sadece İstanbul ile sınırlı kalmıyor. Çorlu'da kurumsal kiracılı bir okul binası 295 milyon TL, Batman Gültepe'de 912 öğrenci kapasiteli kampüs alanlı bir okul 380 milyon TL, Ankara Etimesgut'ta 100 civarı yeni kayıtlı öğrencisi olan 25 sınıflı bir okul ve Çankaya'daki bir kurum ise 239 milyon TL fiyat etiketiyle listeleniyor. İlanlarda genellikle marka değerini korumak amacıyla okul isimlerinin gizli tutulduğu ve bilgilere gizlilik sözleşmesiyle erişilebileceği vurgulanıyor.
Eğitimci Feray Aytekin Aydoğan, durumu değerlendirdiği açıklamasında, eğitimde piyasalaşmanın siyasi iktidarın tercihleri doğrultusunda hızlandığını savundu. Aydoğan, devlet okulları için ayrılması gereken bütçe ve kaynakların; teşvikler, arazi tahsisleri ve vergi muafiyetleri gibi yollarla özel okulların çoğalmasına yönlendirildiğini belirtti. Aydoğan, okulların şirkete, öğrenci ve velilerin ise müşteriye dönüştüğü, eğitimin hak olmaktan çıktığı bir düzenin inşa edildiğini ifade etti.
TürkAta Haber Ajansı
Güneydoğu Gündemi