İçeriğe geç
  • Dolar 49,3979 ▲ %0,03
  • Euro 55,6494 ▼ %0,18
  • Sterlin 65,3956 ▼ %0,16
  • Gram Altın 6.644,78 ▲ %1,51
  • Çeyrek Altın 10.816,51 ▲ %1,07
  • Gümüş 96,37 ▲ %2,79
  • Bitcoin 4.084.287 ▲ %0,31
  • BIST 100 12.265,98 ▲ %0,43

Dünya

Telefonsuz Brüksel!

Eskiden özgürlük uğruna bedeller ödenirdi, şimdi akıllı telefon esaretinden üç saatliğine kurtulmak için 11 Avro ödüyoruz! Brüksel'de beş aydır her ayın ilk cumartesi günü düzenlenen "Bruxelles sans tel" (Telefonsuz Brüksel) etkinliğinde insanlar, dijital hapishanelerinden geçici de olsa uzaklaşabilmek için bir kafede buluşuyor. 15 ila 50 kişi katılıyor bu buluşmalara.

Girişimin fikir babası tişörtünde "Escape the algorithm (Algoritmadan kurtul)" yazan Steven Grumiau karşıladı. Telefonumu teslim alıp hemen güvenli "telefon oteli"ne koydu. Garsonlar dahil herkes telefonunu üç saatliğine buraya bırakıyordu. Ardından Steven etkinliğin programını ve manifestosunu tutuşturdu elime.

Manifesto, dijital yaşamın ruh sağlığına etkilerinden dikkat ekonomisine uzanıyordu. Belçikalıların yüzde 40'ının reçeteli uyku hapı ya da antidepresan kullanmasında da bunun payı vardı. Uygulamalar merakımızı, kabul görme ve ödüllendirilme gereksinimimizi kullanarak bizi ekranda tutuyor; dikkatimiz ve verilerimiz şirketlerin kazancına dönüşüyor. Aynı masada oturup birbirimizden kopuyor, dünyanın öbür ucunu izlerken yanımızdakini görmezden geliyoruz. Oysa yaratıcılık ve empati bazen hiçbir şey yapmadığımız boşluklarda, sıkıldığımız anlarda filizleniyor.

Telefonsuz Brüksel'in çözümü basitti: Geçmişe dönmek! Gerçek karşılaşmalar, bölünmemiş dikkat, sıkılma, sessizlik ve insani bağ için alan. Akıllı telefonsuz geçirilen ve belki de kendimizden ve başkalarından bir şeyleri yeniden keşfedebileceğimiz anlar. Karşındakine dokunamadan yaşama dokunmak mümkün değildi.

Marx bugün yaşasaydı, emek sömürüsünün yanına "dikkat sömürüsü"nü de eklerdi kesin!

Steven dijital dünyadan uzaklaşmak için düzenlediği etkinliğin tanıtımında sosyal medya ve yapay zekâyı da kullanıyordu. Kendi silahlarını kullanarak savaşıyordu onlarla.

GELELİM ETKİNLİĞE…

İlk saat: Tanışma. Telefonunuzu vestiyere palto bırakır gibi teslim ediyor, diğer katılımcılarla sohbete başlıyorsunuz.

İkinci saat: Mutlak sessizlik. Mumlar yakılıyor. Enstrümental rahatlatıcı klasik müzik çalınıyor fonda. Kitap okuyabilir, yazabilir ya da hiçbir şey yapmadan düşünebilirsiniz.

Üçüncü saat: Analog yaşama dönüş. Mumlar söndürülüyor, sohbet başlıyor; yazıyor, çiziyor, boyuyor, örgü örüyorsunuz. Yeter ki parmaklarınız ekrana değil, yaşama dokunsun!

Manifesto ve programı okuduktan sonra masaları turlamaya başladım. İlk masada bir önceki etkinlikte tanışıp yeniden buluşan katılımcılar vardı. Etkinliğin odaklanmalarına ve arkadaşlık kurmalarına yardımcı olduğunu anlattılar. İkinci masada ise üniversitede edebiyat dersleri veren bir İngiliz genç kadın vardı. Önünde Alexandre Dumas'nın "Üç Silahşörler"i duruyordu. Etkinliği, Ixelles'de sakin bir buluşma ararken yapay zekâ önermişti. Sosyal medyada yer almıyor, kâğıt kalem kullanmayı tercih ediyordu.

Masadaki mum yakılıp "mutlak sessizlik" başlayınca ben de bir köşeye çekildim. Uzun zamandır ilk kez pazar yazımı kalemle yazmaya koyuldum. Bildirim yoktu, titreşim yoktu, "Bir dakika, şuna bakayım" bahanesi yoktu. Yalnızca ben, kâğıt ve düşüncelerim… Kendi düşüncelerimle baş başa kalmanın bile emek istediğini fark ettim.

Üçüncü bölümde masaları turlamaya devam ettim. Bu deliliğin esin kaynağı, komşu Amsterdam'da pazar sabahlarını ekransızlaştıran "The Offline Club".

Kafeden ayrılırken telefonuma kavuştum. Dijital krallığıma dönüş bileti elimdeydi. Ama üç saat boyunca dünyadan kopmamış, tam tersine kendime ve çevremdekilere yaklaşmıştım.

Yazımı okuduktan sonra bildirimlerinizi üç saatliğine kapatın. Bir kitap açın, kalem alın ya da bir dostunuzla telefon masada olmadan sohbet edin. Algoritmadan kurtulun, algoritma değil siz belirleyin yaşamınızı.

Bunun için bana ücret ödemeniz de gerekmiyor!

Kaynak: Cumhuriyet

Paylaş
Sıradaki haber yükleniyor…