Ubeyd Kültürü: Güneydoğu Anadolu'nun Tarihöncesi Temelleri
Görsel: Benefits / Wikimedia Commons, CC BY-SA 3.0
MÖ 5.900-4.300 arasında Güney Mezopotamya'da doğan Ubeyd Kültürü, sulu tarım, tapınak mimarisi ve ticaret ağıyla Güneydoğu Anadolu'nun tarihöncesi temellerini atan kültürdür.
Güneydoğu Anadolu, insanlık tarihinin en eski izlerini taşıyan coğrafyalardan biri. Göbeklitepe gibi dünyanın bilinen en eski kült yapılar topluluğuna ev sahipliği yapan bu bölge, aynı zamanda Mezopotamya'dan Anadolu'ya uzanan kültürel köprülerin de merkezinde yer alır. Bu köprülerin en önemlilerinden biri, MÖ 5.900 ile 4.300 yılları arasında Güney Mezopotamya'da gelişen ve etkisini Doğu ile Güneydoğu Anadolu'ya kadar yayan Ubeyd Kültürü'dür. Çanak Çömlekli Neolitik Çağ'dan Kalkolitik Çağ'a uzanan bu kültür, bölgenin tarihöncesi temellerini anlamak için kilit bir rol oynar.
Ubeyd Kültürü'nün Kökeni ve Yayılışı
Ubeyd Kültürü, adını ilk kez incelendiği Ur yakınlarındaki Tell el Ubaid Höyüğü'nden alır. Kültürün esas yayılma alanı Güney Mezopotamya olsa da, etkisi oldukça geniş bir coğrafyaya uzanır. Doğu ve Güneydoğu Anadolu, Urmiye Gölü çevresi ve Batı Azerbaycan'da Ubeyd çanak çömleğine rastlanması, bu kültürün ne denli geniş bir etkileşim ağı kurduğunu gösterir. Kültürün tüm ayrıntıları Eridu kentinde gün yüzüne çıkarılmış; Hacı Muhammet, Tell Savvan ve Tell Aveyli gibi yerleşimlerde de Ubeyd'e ilişkin bulgular elde edilmiştir.
Ubeyd Kültürü'nü kuran toplulukların, kuzeydeki Toroslar'dan ve doğudaki Zagros Dağları'ndan gelerek bölgeye yerleştiği düşünülür. Bu topluluklar, kanallar açarak sulu tarıma geçmiş ve tarımsal üretimi büyük ölçüde artırmışlardır. Buğday, arpa, keten ve hurma yetiştirilen yerleşimlerde sığır ve domuz besiciliği yapılmış; uygun bölgelerde balıkçılık da geçim ekonomisinde önemli yer tutmuştur. Hatta Güneybatı Arabistan kıyılarında bazı Ubeyd yerleşimlerinin tümüyle mevsimlik balık avı için kurulduğu görülür.
Tapınak Mimarisi ve İnanç Sistemi
Ubeyd Dönemi'nin en dikkat çekici özelliklerinden biri, tapınak mimarisindeki gelişmedir. Dönemin ikinci evresinde Eridu kentinde tapınaklar inşa edilmeye başlanmış; üçüncü evrede kültür kuzeye doğru yayılmış, dördüncü evrede ise tüm Mezopotamya'ya ulaşmıştır. Bu yayılma, Doğu ve Güneydoğu Anadolu'ya, Doğu Akdeniz'e ve Çukurova'ya kadar uzanmıştır. Tapınakların en görkemli örnekleri Eridu, Uruk, Tepe Gavra ve Malatya sınırlarındaki Arslantepe Höyüğü'nde ortaya çıkarılmıştır. Tepe Gavra'da yan yana üç tapınağın bulunması, inanç sisteminin tanrı ailesine dayandığı şeklinde yorumlanır.
Bu tapınaklar, Sümer tapınaklarının öncüsü olarak kabul edilir. Çoğunlukla 20 x 10 metre ebatlarındaki platformlar üzerine inşa edilen Ubeyd tapınakları, dönemin mimari becerisini gözler önüne serer. Tapınaklarda bulunan bullalar ise dönemin ekonomik ve idari yapısına ışık tutar. Tahıl küplerinin ağzı bezle örtülüp ipin uçları çamur topağıyla birleştirilir ve bu topak mühürlenirdi. Bulla adı verilen bu çamur topaklarının tapınakta bulunması, ürünlerin bir kısmının tapınakta depolandığını ve sonra dağıtıldığını gösterir.
Ticaret ve Mühür Kullanımı
Sulu tarımın artırdığı üretim, Mezopotamya'da bulunmayan ahşap, taş ve maden gibi hammaddelere olan ihtiyacı da büyüttü. Bu ihtiyaçları karşılamak için Ubeyd toplumları, dış bölgelerden tedarik yoluna gitti ve böylece ticari amaçlı kolonileşme başladı. Bu ticaretin en somut kanıtlarından biri, birçok Ubeyd yerleşmesinde ele geçen kil, kemik ve değişik taşlardan yapılma damga ve silindir mühürlerdir. Neolitik Çağ'da yalnızca kamusal binalarda görülen kil mühürler, Ubeyd Dönemi'nde konutlarda da kullanılmaya başlanmıştır. Mühürlerin yaygınlaşması, ticaretin ve mülkiyet kavramının geliştiğinin bir göstergesi olarak kabul edilir.
Ölü Gömme Gelenekleri ve Güneydoğu Anadolu'daki İzler
Ubeyd Dönemi'nde ölü gömme geleneklerinde de önemli değişimler yaşanmıştır. Yerleşme içine gömme geleneği sürerken, yetişkin bireyler yerleşme dışına gömülmeye başlanmıştır. Eridu yerleşmesi dışında, yaklaşık bin gömüt içeren bir mezarlık bulunmuştur. Gömütler, etrafı ve üstü kerpiçle kapatılmış sanduka mezarlara, hocker (ana rahmindeki gibi) pozisyonunda yerleştirilmiştir. Mezarlarda bulunan gömüt armağanları, ölümden sonraki yaşama dair bir inanç sisteminin varlığını ortaya koyar. Bu armağanlar genellikle takılardan oluşur; ayrıca içlerinde yiyecek ve içecek olduğu düşünülen çanak çömlekler de mezarlara bırakılmıştır.
Anadolu'da Ubeyd etkisi ya da yerleşmesi görülen höyükler arasında Değirmentepe, Korucutepe, Tülintepe, Norşuntepe, Hassek Höyük ve Tepecik / Makaraz Höyük öne çıkar. Ubeyd Kültürü'nün ileriki evrelerinde Güney Mezopotamya'da bazı yerleşimler kent olarak nitelenebilecek kadar büyümüş, dini ve siyasi merkezler haline gelmiştir. Kuzey Mezopotamya'da ise bu nitelikteki yerleşmeler, Habur Vadisi'ndeki Tell Brak gibi daha az sayıdadır. Güneydoğu Anadolu'ya doğru gidildikçe yerleşimler daha küçük ölçekli olur; ancak bu durum, bölgenin Ubeyd kültürel etkileşim ağının dışında kaldığı anlamına gelmez.
Güneydoğu Anadolu'nun Tarihöncesi Mirası
Ubeyd Kültürü, Güneydoğu Anadolu'nun tarihöncesi temellerini anlamak için vazgeçilmez bir anahtar sunar. Bu kültürün sulu tarım uygulamaları, tapınak mimarisi, ticaret ağları ve ölü gömme gelenekleri, bölgenin sonraki dönemlerdeki gelişimine zemin hazırlamıştır. Göbeklitepe'nin avcı-toplayıcı grupların inanç dünyasını yansıttığı düşünülürse, Ubeyd Kültürü'nün tarıma dayalı yerleşik yaşamı ve karmaşık toplumsal yapılarıyla bu mirası nasıl dönüştürdüğü daha iyi anlaşılır. Güneydoğu Anadolu'nun höyükleri, bu kadim kültürün izlerini taşıyarak günümüze ışık tutmaya devam ediyor.
Kaynak: tr.wikipedia.org, tr.wikipedia.org
Görsel: Benefits, Wikimedia Commons, CC BY-SA 3.0
THA - TürkAta Haber Ajansı