İçeriğe geç
  • Dolar 49,7680 ▲ %0,14
  • Euro 55,8663 ▲ %0,19
  • Sterlin 66,6848 ▼ %0,14
  • Gram Altın 6.399,53 ▲ %0,23
  • Çeyrek Altın 10.534,31 • %0,00
  • Gümüş 86,49 ▲ %0,38
  • BIST 100 11.116,99 ▼ %0,92

gundemi-guneydogu-sanliurfa

Güncel: Şanlıurfa'da modernleşme ve gelenek tartışması

Güncel: Şanlıurfa'da modernleşme ve gelenek tartışması

Şanlıurfa'da değişen yaşam koşulları ve teknoloji, kentteki geleneksel kültürü etkiliyor. Vatandaşlar, tarihi dokunun korunması ve gençlere kültürel mirasın aktarılması gerektiğini vurguluyor.

Güneydoğu Anadolu'nun köklü kentlerinden Şanlıurfa, tarihi dokusu, sıra geceleri ve yöresel gelenekleriyle zengin bir kültürel mirasa sahip. Gelişen teknoloji ve değişen yaşam standartları, kentteki geleneksel yaşam biçimlerini doğrudan etkilerken, modernleşme süreci ile kültürel değerlerin korunması arasındaki denge tartışma konusu haline geldi.

Urfanatik'te yayınlanan habere göre, vatandaşlara 'Şanlıurfa modernleşirken eski gelenek ve kültürlerini kaybediyor mu?' sorusu yöneltildi. Görüşlerini paylaşan kent sakinleri, tarihi yapıların doğal haliyle korunması, gençlerin geleneklerle yetiştirilmesi ve manevi mekânlara saygı duyulması gerektiğine dikkat çekti. Bazı vatandaşlar ise modernleşmenin turizme katkısını olumlu bulsa da kültürel değerlerin unutulmaya yüz tutmasından endişe duyduklarını ifade etti.

Vatandaşlardan Eren Malay, Şanlıurfa Kalesi ve Göbeklitepe gibi tarihi alanların olduğu gibi kalması gerektiğini savundu. Malay, "Şanlıurfa Kalesi ve Göbeklitepe gibi değerlerimiz zaten tarihi yapılar ve oldukları gibi kalmaları gerekiyor. Bu tür tarihi alanları modernleştirmeye veya yenilemeye çalışmak doğru değil, tarihi dokunun kendi doğal haliyle korunması lazım" diyerek görüşünü bildirdi. Teknolojinin çocukların sokak kültüründen uzaklaşmasına neden olduğunu belirten Malay, "Ayrıca şimdiki çocuklara baktığımızda eski sokak kültürünün kalmadığını görüyoruz. Biz sokakta oyunlar oynayarak büyüdük. Şimdiki çocukların ise sokağa çıkma alışkanlığı yok. Aileler çocukların eline telefon ve tablet vererek evde vakit geçirmelerine neden oluyor. Kardeşimi bile bir gün olsun sokakta oynarken görmedim. Evin içinde büyüyorlar ve eski sokak kültürümüzü bilmiyorlar" dedi.

Sinan Behlül ise çevre düzenlemelerinin ve modernleşmenin turizme olumlu yansıdığını ancak geleneksel yaşamın geride kaldığını dile getirdi. Behlül, "Batıya özeniyoruz ve ona göre hareket ediyoruz ama eski Urfa'mız gelenekleriyle daha güzeldi. Eskiden yöresel elbiselerimiz giyilirdi, şimdi bunları pek göremiyoruz. Sıra gecelerimiz çoğaldı ancak eski özünden biraz uzaklaştı" ifadelerini kullandı. Göbeklitepe ve Balıklıgöl'deki aydınlatma çalışmalarının kente güzel bir görünüm kazandırdığını belirten Behlül, "Diğer yandan modernleşme ve turizm açısından baktığımızda Şanlıurfa gelişti ve bir turizm şehri oldu. Örneğin Göbeklitepe'miz var, Balıklıgöl'de yapılan yeni LED ışıklandırma ve aydınlatma çalışmaları turizm açısından kente çok güzel bir görünüm kazandırdı. Şehirleşme ve turizm konusunda iyi bir noktaya geldik, bunda hiçbir sıkıntımız yok; ancak gelenek ve göreneklerimizi unuttuk" dedi.

İbrahim Halil Subaşı, şehrin fiziki gelişimine rağmen kültürel kayıplar yaşandığını ve bu durumun aile büyüklerinin sorumluluğu olduğunu vurguladı. Subaşı, "Şehir olarak ileriye gidiyoruz ancak kültürel anlamda kayıplarımız var. Örf ve adetlerimiz gün geçtikçe unutulmaya yüz tutuyor. Dünyanın değişmesi ve Z kuşağı dediğimiz yeni neslin çoğalmasıyla birlikte kültürümüz geriye gidiyor. Bunun en büyük nedenlerinden biri de büyüklerin küçüklere eski örf ve adetlerimizi yeterince anlatmamasıdır. Büyükler olarak çocuklarımıza ve gençlerimize 'Atamızdan, dedemizden, ninelerimizden böyle gördük' diyerek kültürümüzü aktarmamız gerekiyor. Gençler bu konuda kendi haline bırakılıyor, sonrasında ise gençlerin neden geleneklerden uzaklaştığından şikâyet ediliyor" diye konuştu. Yerel basının ve televizyon kanallarının kültürel mirası tanıtan içeriklere daha fazla yer vermesi gerektiğini ekleyen Subaşı, "Yerel televizyon kanallarında ve basında Şanlıurfa kültürünü anlatan programlara, sohbetlere daha fazla ağırlık verilirse çok faydalı olur. Bu sayede gençlerimiz de kendi kültürlerini daha yakından tanıma fırsatı bulur" dedi.

Ömer Akdoğan ise manevi mekânların dokusuna ve yöresel değerlere sahip çıkılmasının önemine değindi. Akdoğan, "Geleneklerimizi kaybediyoruz. Balıklıgöl gibi manevi ve kutsal kabul edilen mekânlarımızı ziyaret ederken oranın atmosferine ve maneviyatına uygun şekilde giyinilmesi, bu alanlara daha fazla hassasiyet gösterilmesi gerekiyor. Ayrıca eskiden çok yaygın olan halk oyunlarımızın bile giderek azaldığını görüyoruz. Avrupa'ya özenmek yerine kendi inancımıza, kültürümüze ve değerlerimize sahip çıkmalıyız. Şu anda eski geleneklerimizi ve kültürümüzü yaşatmaya devam edenler sadece 40-50 yaş üzerindeki büyüklerimizdir" sözleriyle açıklamasını tamamladı.

TürkAta Haber Ajansı
Güneydoğu Gündemi

Paylaş
Sıradaki haber yükleniyor…